Yürürken Gezi Parkı’na uğradım sonra. İnsanları hatırladım. Güzel insanları…

Buranın şu, boş sokaklarda yürüyormuş haline bayılıyorum.

Yani bi Tatyos Efendi veyahut Münir Nurettin Selçuk veya Zeki Müren olsaymış daha iyi olurmuş o zamanlar. Hadi en olmadı Müzeyyen Senar… TSM havası esmişken zihnimde, eski toprak, Robert Koleji mezunu, bi çift vardı bizimle aynı apartmanda onlar aklıma geldi. İnci Teyze ve Ahmet Dede. İnci Teyze’ye neden İnci Nine demezdim bilmiyorum. Belki o yaşını düşünmesin de mutlu olsun diyeydi. Bu dediğim insanlar Rahşan ve Bülent Ecevit ile dönemdaşlarmış Robert Koleji’nde bu arada. Neyse onların kankisiydi işte Müzeyyen Senar. Rakılar elde sürekli bir TSM havası… Hey gidi… 

Hatırlıyorum da şimdi, Nostalji 1-2-3-4… diye giden kaset serisiyle Muazzez Ersoy dinliyorduk paso ne zaman arabayla uzun yola çıksak. İlkokul çağları tabi bu bahsettiğim.

Acaba nasıl bir etki yaratmıştır beyin kıvrımlarımın gelişmesinde hep merak etmişimdir. Çocukken bile olgundum yaw ben. Acaba bundan dolayı mıdır?

Havada Zeki Müren hüznü var.

Durdum ve düşündüm de aklıma bir anda: “Allah muhafaza elimden bir kaza çıkacak.” kalıbını hiç kullanmadığımı fark ettim.

Gereksiz bir bilgi gelebilir ama ya istatistiki olarak ileriki zamanlarda anlamlaşabilecek bir hal alırsa? 

Fiilstin’e yapılan katliam değil, soykırım…

Gözümüzü perdeleyen şeyin sadece gözkapaklarımız olması temennissiyle…

Gözümüzü perdeleyen şeyin sadece gözkapaklarımız olması temennissiyle…

İTÜ Maden Fakültesi işgalinden…